Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? İstanbul doğumluyum. O özlenen 90’larda çocukluğumu doya doya yaşadım. Kendimi bildim bileli sanat aşığıyım. Başarılı bir sanat “tüketicisi” olduğumu düşünüyorum. Edebiyatta hem üreten hem tüketen konumunda olmakla birlikte, sanatın diğer dallarında obur bir tüketiciyim diyebilirim. Hayvansever olmayan insanlarla çok anlaşamam, çünkü deli bir hayvanseverim. Sanata, bilime ve iyiliğe inanan biriyim….
İstanbul doğumluyum. O özlenen 90’larda çocukluğumu doya doya yaşadım. Kendimi bildim bileli sanat aşığıyım. Başarılı bir sanat “tüketicisi” olduğumu düşünüyorum. Edebiyatta hem üreten hem tüketen konumunda olmakla birlikte, sanatın diğer dallarında obur bir tüketiciyim diyebilirim. Hayvansever olmayan insanlarla çok anlaşamam, çünkü deli bir hayvanseverim. Sanata, bilime ve iyiliğe inanan biriyim.
Ben kendimi yazar olarak tanımlamadım açıkçası. Ben sadece yazdım, kendimi herhangi bir sıfatla etiketlemeden. Yıllardır yazan biri olsam da resmi olarak kitabım daha çok yeni, yani ben de çiçeği burnunda bir yazarım sanırım😊 Bu soruya net bir cevabım yok yani. Söylediğim gibi çocukluğumdan beri sürekli yazdım, yazdım, yazdım; yazar olarak adlandırmam sanırım şimdi şimdi oluyor.
Sayfalar dolusu bir liste çıkar buna tam cevap versem. Türk ve dünya klasik yazarlarını saymama lüzum dahi yok. Çağdaşlardan da keza öyle. Ama hayran olduğum ve ne yazsa hemen koşarak aldığım, okuduğum, sıkı sıkı takip ettiğim çağdaşlardan birkaç isim sayayım şimdilik;
Mine SÖĞÜT, Umay UMAY, Ian Mc Ivan, Ayşe AKALTUN, Yalçın TOSUN, Nermin YILDIRIM, Karin KARAKAŞLI, Sibel TORUNOĞLU (keşke devam etse), Orhan PAMUK, Sinem SAL… daha pek çok isim.
Önceden böyle bir hayalim ve planım yoktu açıkçası. Üniversitede yazmaya ilgimi ve yeteneğimi keşfeden iki hocam var, tam da burada onlara teşekkür etmem gerek; Arife GÜLSÜN ve Funda CİVELEKOĞLU hocalarım beni, yazdıklarımı kitap olarak insanlara sunmak konusunda teşvik edip yüreklendirdiler. 4-5 senelik bir mazisi var yani kitap bastırma çabamın. Ondan önce sadece kendim için yazıp çevremdeki birkaç kişiye okutuyordum.
Temelde öykü sever kitleye hitap ediyorum. Ama öykülerim biraz gri öyküler, çok iç açıcı, huzur veren öyküler değil, isminden de anlaşılacağı üzere (Tekinsiz Öyküler ve Uğursuz Fısıltılar). Arkanıza yaslanıp rahat rahat okuyabileceğiniz öyküler değil. Basitçe gerilim diye etiketlemek istemiyorum ama geren öyküleri sevenlere hitap ediyorum diyebilirim.
Belirli bir tema yok. Kitabın adı Yeşil Kadife Koltuk ama o koltuk hiç de rahat bir koltuk değil. Her öykü kendi anafikrine sahip. Ama hepsi tekinsiz oluşlarıyla ortak bir paydada buluşuyorlar. İnsanı kendi tekinsiz yanlarıyla yüzleştiren öyküler var kitapta. Şiddet, çeşitli halleriyle hemen her öyküme girdi. Keskin duygular ve keskin tepkiler olabilir tema, ille de bir şey söylemem gerekirse 😊
İlham kaynağım her şey olabilir. İnsan, hayvan, doğa, duygular, bazen dolmuşta gördüğüm biri, bazen vapurda duyduğum bir konuşma, bazen sadece gökyüzü, bazen yürürken yerde gördüğüm bir eşya, bazen karanlık, bazen bir kelime, bazen bir film, bazen hayal, bazen bir haber, bazen hastalık, bazen bir afet, bazen bir masal. Hayatımda tanık olduklarım ve kendi yaşadıklarım, anılarım potansiyel ilham kaynaklarım. Bir de, şaşıracaksınız belki ama, çocuk kitaplarını çok severim. Onlar da benim için ilham olabiliyor bir çıkış noktası olması anlamında.
Şu anda kitap satan tüm internet sitelerinden “Yeşil Kadife Koltuk”u edinebilirler. Herkese iyi okumalar. Nice kitaplarla buluşmak dileğiyle… 😊
Reklam & İşbirliği: [email protected]
Yorum Yap