Ana sayfa Blog Sayfa 107

Les Benjamins x Bloomingdale’s kapsül koleksiyonu, SOLE DXB 2017 etkinliğinde tanıtılıyor ..

0

Les Benjamins, Bloomingdale’s ile işbirliği içinde bölgenin ilk lüks sokak giyim koleksiyonunu tanıttı. Koleksiyon, 7 Aralık’ta Dubai’deki SOLE DXB etkinliği sırasında Bloomingdale’s pop-up mağazasında gerçekleşen özel bir gösterimle sunuldu ve büyük beğeni kazandı.

Hikayeleri, kültürleri, gelenekleri ve ritüelleri tasarımlarıyla günümüz sokak modasına yansıtan ve ülkemizi uluslararası platformlarda temsil eden Bünyamin Aydın kreatif direktörlüğündeki Les Benjamins’in Kurucusu ve Kreatif Direktörü Bünyamin Aydın tarafından tasarlanan 27 parçalık kapsül koleksiyon Les Benjamins x Bloomingdale’s adıyla sadece Dubai ve Kuveyt’teki Bloomingdale’s mağazalarında satılacak

Dubai ve Los Angeles, çöl ve deniz buluşuyor…

Seyahat, fotoğrafçılık ve tasarım tutkusuyla bilinen tasarımcı, Les Benjamins x Bloomingdale’s koleksiyonunu şöyle açıklıyor: “Bu işbirliğinin ilham kaynağı, Dubai ve Los Angeles şehirlerinin buluşması ve paten, sandboarding (kumda board) ve sörf aşkı oldu. Renkler de bu iki dinamik şehirde görülen tonlardan ve görüntülerden uyarlandı.”

Koleksiyon, su yeşili, gök mavisi, sarı, beyaz ve siyah gibi tonlarda üniseks stillerden oluşuyor. Dubai ve Los Angeles siluetlerinin yanı sıra iki şehrin önemli binalarının resimlerine beyaz tişörtler, kapüşonlu sweatshirt ve ceketlerde baskılı olarak yer veriliyor. Sezonun vazgeçilmezlerinden bel çantaları, şapka ve bereler de Les Benjamins x Bloomingdale’s koleksiyonu için yaratıldı. Tişörtlerin grafik baskılarının geri planında ağırlıklı olarak Dubai Marina gökdelenleri yer alırken ön planda Los Angeles paten parkı, Venice Beach’teki cankurtaran istasyonları, çöl ve yine Dubai Marina görselleri dikkat çekiyor.

Türk bulguru, Filistinli ve İsraillileri aynı sofrada buluşturdu

0

Bu yıl 34. kez düzenlenen ISRAFOOD 2017 Gıda Fuarı’na Türk Mutfağı damgasını vurdu. Kudüs ve Tel Aviv’de bulgurlu, cezeryeli, künefeli, şalgamlı 2 ayrı Türk Günü düzenledi. Filistin ve İsrail’in ortak lezzeti Tabbule salatasının da ikram edildiği Duru Bulgur standı önünde uzun kuyruklar oluştu. Yemeklerinde ince bulgur kullanan bölge halkı başbaşı bulgurun boyutu ve lezzetine hayran kaldı. Duru Bulgur Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Duru, aynı lezzetlere olan tutkuları sebebiyle Filistinli ve İsrailli tüketicilerini aynı sofrada buluşturduklarını ifade etti.

Türk gıda sektörü, Kudis ve Tel Aviv’de düzenlenen ISRAFOOD 2017 Gıda Fuarı’na damgasını vurdu. Her iki şehirde, Osmanlı döneminde yaptırılan tarihi tren garlarında özel Türk Günü etkinlikleri gerçekleştirildi. ISRAFOOD 2017’ye pek çok özel lezzeti ile katılan Duru Bulgur standına Filistinli, İsrailli şefler yanında pek çok vatandaş büyük ilgi gösterdi.

Ortak Lezzet Tabbule, yeni gözde Başbaşı

8.5 milyonu aşan nüfusu, 40 bin dolara yakın kişi başı geliri ve Akdenizli damak tadı ile İsrail, Türk gıda ihracatçısı için önemli bir pazar. 51 ülkeye ihracat yapan ve yeni ürünleri ile dünyayı farklı Türk lezzetleri ile tanıştıran Duru Bulgur, fuar için özel bir menü hazırladı. Filistin ve İsrail mutfağının bulgurlu lezzetleri Tabbule ve Kibbeh’i Anadolu’nun özel bulgurları le deneyimleme fırsatı bulan ziyaretçiler özellikle Başbaşı bulgurunun lezzetine bayıldı. Yemeklerinde genellikle ince bulgur kullanan konuklar, geçtiğimiz aylarda Belçika Uluslararası Lezzet ve Kalite Enstitüsü (iTQi) tarafından Üstün Lezzet Ödülüne layık görülen Başbaşı Bulgur ile yapılmış geleneksel yemeklerine tam not verdi. Etkinlik, özellikle yıllar önce Türkiye’den göç ederek İsrail’e yerleşenler için özlem giderme fırsatı oldu.

“Damak tadı aynı, hassasiyetler aynı; bir sofrada buluşuyoruz”

Duru Bulgur Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Duru, Akdeniz damak tadına sahip olan İsraillilerin özellikle gıda güvenliği hassasiyeti sebebiyle de Türkiye’yi tercih ettiklerini ifade etti. Helal ve Kosher sertifikasının bu pazarda büyük bir artı sağladığının altını çizen İhsan Duru, bu sertifikalara sahip olduklarını, aynı lezzetlere olan tutkuları sebebiyle Filistinli ve İsrailli tüketicilerini aynı sofrada buluşturduklarını ifade etti.

İsrail tarafı istekli

Kudüs ve Tel Aviv’de gerçekleştirilen Türk Günü etkinliklerine katılan ve fuardaki Türk firmalarını ziyaret eden İsrail Ticaret ve Sanayi Odası 2. Başkanı Rubin Schussel organizasyonun çok başarılı geçtiğini belirterek, İsrailli ticaret adamlarının da Türkiye ile olan ticaret hacmini arttırmak istediklerini söyledi.

Dünya Gönüllüler Günü’nde Küçük Prens Etkinliği Gerçekleşti

0

Yeni Yüksektepe Kültür Derneği Şişli Şubesi, Dünya Gönüllüler Günü etkinliği kapsamında, Küçük Prens Etkinliğini gerçekleştirdi. Bu yıl ikincisi gerçekleşen etkinlik 26 Kasım Pazar günü Sultangazi Mehmetçik İlkokulu’nda yapıldı. Küçük Prens keçe oyuncaklarının dikimi için gönüllülerden oluşan bir ekip yaklaşık 3 aylık çalışmadan sonra çocuklara hediye etmek için 100 adet oyuncak yaptı. Gönüllü tiyatro grubu, Koza Sahnesi tarafından hazırlanan ve interaktif olarak gerçekleştirdi. Çocukların büyük beğenisi toplayan hikayenin anlatımı büyük alkış topladı.

Yeni Yüksektepe Kültür Derneği Şişli Şubesi tarafından düzenlenen etkinlik ücretsiz olarak gerçekleştirildi.. Tüm katılımcılar gönüllü olarak projeye destek vererek organizasyonda görev aldı. Dernek, Dünya Gönüllüler Günü kapsamında gerçekleştirilen bu gönüllü organizasyonu ile farkındalık yaratıp herkesi gönüllü ve duyarlı olmaya çağırıyor. Projenin amacı sergilenen tiyatro ile birlikte çocukları Küçük Prens’in büyük dünyası ile tanıştırmak, sonrasında hediye edilecek kitap ile konuyu kendi dünyalarında canlandırmalarını sağlamak. Gönüllülük ve eğitim düşüncesi etrafında birleşen bir proje gerçekleşti. Çocuklar unutulmaz bir gün yaşadı.

Şiddet, anti-sosyal kişilik habercisi

0

Hayvana şiddet uygulamanın altında birçok psikolojik rahatsızlık bulunabileceğine dikkat çeken uzmanlar, şiddete yatkın kişilerin merhamet duygusundan yoksun, öfkesini kontrol edemeyen bireyler olduğunun altını çiziyor. Uzmanlara göre, herhangi bir canlıya şiddet uygulayıp, bunun üzerine hiçbir suçluluk duymayan kişiler anti-sosyal kişilik bozukluğu sorunu yaşıyor.

Erzincan’da orduevi nizamiyesinde yakaladığı kediye işkence yapan T.H.’nin görüntüleri Türkiye’de büyük tepkiye neden oldu. Toplumun her kesiminin tepkisini toplayan T.H. gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen T.H. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı ancak o görüntüler hala konuşuluyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Ecem Erkin, bu ve benzer şiddet uygulama eyleminde bulunan kişilerde birçok psikolojik rahatsızlığın görülebildiğini söyledi.

Empati duyguları yoktur

Hayvana şiddet ve insana şiddet uygulamanın farklı konularmış gibi ele alınmasının söz konusu olmadığını belirten Ecem Erkin, “Şiddet uygulama eylemlerinde bulunan kişilerde birçok psikolojik rahatsızlık görülebilir. Şiddete yatkın kişiler genellikle merhamet duygusundan yoksun, öfkesini kontrol edemeyen bireylerdir. Empati duyguları yoktur, karşısındaki canlının acı çektiğinin farkına varamazlar. Herhangi bir canlıya şiddet uygulayıp, bunun üzerine hiçbir suçluluk duymayan kişilerin anti-sosyal kişilik özellikleri taşıdığı söylenebilir” dedi.

Şiddet model alınıyor

Şiddet uygulayan kişilerin genellikle geçmişte kendilerinin de şiddete maruz kaldıklarını belirten Ecem Erkin, şiddetin öğrenebilen bir kavram olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Böylelikle kontrol edilemeyen öfkelerini ancak başka bir canlıya zarar vererek dizginleyebileceklerini öğrenmeleri de kendilerini şiddet uygulamaya meyilli hale getiren unsurlardandır. Bazen kendisi şiddet görmese bile, bir insanın şiddete tanık olması da bu davranışı model alarak öğrenmesine sebep olabilir. Örneğin, evde anneye şiddet gösteren bir babanın varlığı, evdeki çocuğun bu davranışı model olarak almasını ve okulda arkadaşlarına uygulamasına sebep olabilir.”

Hayvana şiddet uygulayan insana da zarar verebilir

Hayvanlara şiddet uygulayan kişilerin ileride insana zarar verebilecek potansiyele sahip olduklarını da ifade eden Uzman Klinik Psikolog Ecem Erkin, “Geçmişte birçok örneği vardır. Birçok katil, cinayetlerinden önceki zamanlarda hayvanlara şiddet uygulamış hatta öldürmüştür. 13 kadının katili “Boston canavarı” Albert de Salvo öncesinde kedi ve köpekleri aynı kafese aç koyarak birbirlerini öldürmelerini seyredermiş. 50 kişini katili “Düsseldorf Vampiri” Peter Kurten ise birçok köpeğe ve koyuna tecavüz ettiğini ve öldürdüğünü daha sonralarda itiraf etti. Bunlar sadece belli başlı örnekler, fakat listeyi uzatmak mümkün” diye konuştu.

Can değil mal yaklaşımı değişmeli

Ülkemizde hayvana yönelik şiddetin nedenlerinden birinin yasaların yetersizliği olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Ecem Erkin, “Yasaların yetersizliği bu sorunun temellerinden birisidir. Hayvanlara karşı işlenen suçların cezası artırılmalıdır. Geçtiğimiz günlerde başka bir örneğini de yaşadığımız; katledilen 2 köpek sonrası “can” değil “mal” olarak değerlendirilmeleri, bu konuda yasalarımızın ne denli yetersiz olduğunu göstermektedir” diye konuştu.

Kurumsal İletişim ve İtibar Yönetimi Zirvesi’nde rekabet stratejileri tartışıldı

0

Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen Kurumsal İletişim ve İtibar Yönetimi Zirvesi, sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Dijital çağda kurumların itibarlarını koruma ve rekabette öne geçme stratejilerinin masaya yatırıldığı zirvede konuşmacılar “Zor Zamanlarda Liderlik”, “Şirketin Mood’u”, “Değerlerin Işığında Kurumsal Strateji”, “Liderlik ve Teknoloji”, “Pozitif İletişim Dili”, “Yeni Kuşağın Beklentilerini Anlamak”, “Takım Olmak”, “Kriz Yönetimi ve İç İletişim” gibi konularda bilgi birikimi ve deneyimlerini paylaştı.

Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Kurumsal İlişkiler Enstitüsü tarafından düzenlenen Kurumsal İletişim ve İtibar Yönetimi Zirvesi, 30 Kasım tarihinde Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’da gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Toker: “İtibara kişisel, kurumsal ve ülkesel bağlamda önem verilmeli”

Zirvenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Toker, yeni çağdaki dinamiklerin şirketler üzerindeki etkilerine odaklanarak, gelişen ve değişen iş dünyasında itibar yönetimi ve kurumsal ilişkiler konularının gündemde tutulmasının önemine değindi. Toker “İtibara ve iletişime kişisel, kurumsal ve ülkesel bağlamda önem verilmelidir” sözleri ile günümüzde itibarı yönetiminin önemini vurguladı.

Oral: “İtibarı sağlamak kolay iken yok olduğunda tekrar yerine getirmek zordur”

K2C Şirketi Danışmanı Fazıl Oral da, “Çocuklarla oyun oynanır çünkü oyunlarda kurallar vardır ve bu kurallar güven duygusu yaratır. Aynı şekilde şirketlerdeki ve toplumlardaki liderler de kurallardan saptığında güven duygusu sarsılır” diyerek, kişinin kendini konumlandırmasında güven duygusunun rolünden bahsetti ve aynı şekilde şirketlerin de buna benzer davranışlar içerisinde bulunduğunu belirten Oral, itibarın sektördeki yerini şöyle özetledi: “Hiyerarşinin olduğu yerde gelişme olmamaktadır fakat bizimki gibi göçebe toplumlarda hiyerarşiden vazgeçmek zordur. Göçebe toplumlarda toplum birçok farklı sosyal statüden gelen kişilerden oluşur. Azınlık ve çoğunluk olarak gruplanan bu kişilerin hiyerarşik bir düzene geçmeleri tabiidir. Bu hiyerarşide liderlik önemli bir yerde durur. Liderlik vasfının arkasında merak duygusu, olağanüstü bir algoritma yaratabilme becerisine ihtiyaç vardır. Liderlik büyük bir beceri gerektirirken aynı zamanda kişiyi sorumluluk sahibi yapar. Her ne kadar bir lider itibar sahibi olsa da kritik nokta bu itibar sarsıldığında alınan kararlar ve uygulanan stratejilerdir. Çünkü itibarı sağlamak kolay iken yok olduğunda tekrar yerine getirmek zordur.”

Ağırdır: “Gerçek itibar yönetimi için kendi kapasitenizi bilmeniz gerekir”

Konda Araştırma Danışmanlık Genel Müdürü Bekir Ağırdır ise, itibarın gerçekçilik ve samimiyet ile güçlendiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İletişimin önce içeriye doğru başlaması gerekir. İtibar sıralama meselesi değildir, dışarıdan yönetilebilen soyut bir kavram da değildir. Vizyon ya da misyon sayılan değerleri sayamayan çalışanlar çoğunluktadır. İtibar, güvenilir olmakla eşit duruma getirilmektedir. İçeride hemfikir değilken dışarıda istikrarlı görünmek mümkün değildir. Gerçekçi ve sahici olmak için kapasite bilinmelidir. Gerçek itibar yönetimi için kendi kapasitenizi, kendinize yakışanı bilmeniz gerekir. Dışarıya gösterilen yüzle iç iletişim yapılması mümkün değildir. Bu davranış güven kaybına neden olur. Türkiye’de temas anında güven oluşuyor. Müşteri ürünü görmek, dokunmak istiyor. Satın alma kararı verdiren ve itibarı oluşturan bu temas anıdır. Ev, ülke, şirket gibi her açıdan bakıldığında, önemli olan samimi olmak olmalıdır.”

Yerlikaya: “Güven meselesinin temel noktası kurumsal iletişimin eriyen sınırlarıdır”

Kurumsal İlişkiler Enstitüsü Başkanı Atilla Demir Yerlikaya, sürdürülebilirlik, medya yönetimi, kurumsal ilişkiler, etik değerler alanlarında çalışmalar yapan Kurumsal İlişkiler Enstitüsü’nün odağında güven meselesinin bulunduğunu belirterek, “Bu meselenin temel noktası kurumsal iletişimin eriyen sınırlarıdır. Bir kurumun başarılı olabilmesi için stratejiye ihtiyacı vardır. Bu stratejiyi gerçekleştirecek insanların ve liderlerin gücüne, dolayısıyla iyi çalışan iletişim kanallarına ihtiyaç vardır” dedi.

Çebi: “Takım aynı amaca kilitlenmemişse sonuç sıfırdır”

Beşiktaş Jimnastik Kulübü II. Başkanı Ahmet Nur Çebi, spor dünyasında takım olmaya, iç ve dış iletişime ve itibar yönetimine ilişkin konuşmasında şunları kaydetti:

“Beşiktaş bir aile kurumu, şirket kurumu gibidir. Takım olmada önemli olan karşıdaki kişinin anlayabileceği bir dilde konuşmak ve anladığından emin olmaktır. Takım aynı amaca kilitlenmemişse sonuç sıfırdır. Öncelikle saygı, sevgi, mütevazilik aşılanmalıdır, daha sonra takımdan şampiyon olması istenebilir. Takımdaki insanları aynı amaç altında toplayamazsanız başarı gelmez. Takım içindeki çeşitliliği yönetme sürecinde yöneticiler prensipleri koyarlar ve oyuncular da bunlara uyarlar. Eğer konulan prensipler doğruysa zaten başarı gelir. Futbolcuların marka değerine göre taviz vermeden, kendi marka değerinin içinde yoğurmak önemlidir. Her ne kadar marka değeri yaratılmış olsa da itibarı kovalamak gerekir. BJK de itibarını yeniden inşa etme sürecinde ilk olarak çok çalışmıştır. Bu noktada insanlara güven vermek de çok önemlidir. ‘Beşiktaş=itibar’ düşüncesinin altında hem yöneticileri hem oyuncuları efendi olan bir takım olmamız yatıyor.”

İsrail Türkiye’ye Çok Küstahça Bir Cevap Verdi

0

Siyonist olan İsrail Rejimi’nden Cumhurbaşkanı görevindeki Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün yaptığı açıklamalar için çok küstah bir yanıt geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan , ABD ‘nin Kudüs ‘ü İsrail ‘in başkenti olarak tanıyacağı iddiasına ilişkin, “Eğer böyle bir adım atılırsa bu diplomatik ilişkilerimizi İsrail ile koparmaya kadar gidebilir.” dedi.

Erdoğan’ın söz konusu açıklamalarına Siyonist İsrail Rejimi’nden küstah bir cevap geldi.

Haaretz ‘de yer alan habere göre Siyonist Rejim’de üst düzey bir yetkili Erdoğan’ın açıklamalarına cevaben “Erdoğan istese de istemese de Kudüs 3 bin yıldır Yahudilerin 70 yıldır da İsrail’in başkentidir” açıklamasında bulundu.

Öte yandan yerel basında yer alan haberlere göre, İsrail Milli Eğitim Bakanı Naftali Benett de, “Maalesef Erdoğan son yıllarda İsrail’e saldırmak için hiç bir fırsatı kaçırmadı. İsrail, Kudüs’ün İsrail devletinin başkenti olarak tanınması da dahil tüm amaçlarına devam etmeli. Her zaman eleştirecek birileri olur ama neticede birleşik bir Kudüs’e sahip olmak Erdoğan’ın sevgisine sahip olmaktan daha iyi” dedi.

Yerel basında ayrıca, İsrail Ulaştırma ve İstihbarat bakanlıklarını yürüten Yisrael Katz’ın, “Türkiye’nin Cumhurbaşkanından emir almayız. İsrail egemen bir ülkedir ve Kudüs onun başkentidir.” şeklindeki sözlerine yer verildi.

Gürcistan’ın Eski Cumhurbaşkanını Gözaltından Kurtardılar

0

Eski Gürcistan’ın Cumhurbaşkanı olan Saakaşvili, Ukrayna içerisinde muhalif olduğu için gözaltına alındı.

Saakaşvili, gözaltına alınmadan önce çatıya çıkarak, daha sonra polisle çatışan destekçilerine seslendi.

Reuters, destekçilerinin Saakaşvili’yi polis aracından aldığını duyurdu.

Ukrayna vatandaşlığından çıkarılan eski Gürcistan Cumhurbaşkanı ve Odessa Valisi Mihail Saakaşvili, Ukrayna genelinde iktidar karşıtı protestolar organize etmeye çalışınca, gözaltına alındı.

Saakaşvili, gözaltına alınmadan önce çatıya çıkarak, göstericilere seslendi. Bu sırada kendisine dokunulması halinde aşağı atlayacağını söyleyen Saakaşvili, daha sonra güvenlik güçleri tarafından çatıdan indirildi. Gözaltına alınan Saakaşvili’nin Kiev’deki evi aranırken, destekçileri polisle çatıştı.

İlerleyen saatlerde Reuters haber ajansı, destekçilerinin Saakaşvili’yi polis aracından aldığını duyurdu. Araçtan çıkarılan Saakaşvili, megafonla “Sizden Poroşenko’yu almak için barışçıl bir gösteri başlatmanızı istiyorum. Hiçbir şeyden korkmamalısınız” dedi.

 

Bağımsızlık Meydanı’nda kamp çağrısı yapınca…

Pazar günü Ukrayna’nın başkenti Kiev’de ‘yolsuzluk karşıtı’ miting düzenleyen Saakaşvili, ülkenin karıştığı meşhur gösterilerin düzenlendiği Bağımsızlık Meydanı’nda kamp yapma çağrısında bulunmuştu.

Aynı meydanda 2014’te yapılan protesto gösterilerinin ardından Rus yanlısı olmakla suçlanan Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç, görevinden ayrılmak zorunda kalmıştı.

Gösterilerle birlikte çıkan iç savaş, Rusya yanlısı milislerin ülkenin doğusunu fiilen işgal etmesine yol açmıştı.

Kırım da 16 Mart 2014’te yapılan ve yaklaşık 250 bin Müslüman Kırım Tatarı’nın boykot ettiği referandum sonucuna dayanarak Rusya tarafından ilhak edilmişti.

Ülkenin doğusundaki bazı bölgeler hâlâ Rusya yanlısı milislerin kontrolünde.

Gürcistan Cumhurbaşkanlığı’ndan Ukrayna’da muhalifliğe…

 

2014 yılında Ukrayna Cumhurbaşkanı olan Petro Poroşenko’nun danışmanı olarak ülkeye gelen Mihail Saakaşvili, daha sonra Ukrayna vatandaşlığına geçirilerek, Odessa iline vali olarak atanmıştı.

2003-2013 yılları arasında Gürcistan Cumhurbaşkanlığı yapan Saakaşvili ile Poroşenko’nun araları geçen yıl açıldı ve Saakaşvili valilik görevinden istifa ederek muhalefete geçti.

Bu sene Ukrayna vatandaşlığından çıkartılan Saakaşvili, Eylül ayında destekçilerinin zorlamasıyla polisi aşarak Polonya sınırından tekrar Ukrayna’ya girdi.

2003’te Gürcistan’daki Gül Devrimi’nde kilit bir figür olan Saakaşvili, Rusya’nın 2008’deki askeri müdahalesinin ardından gücünü kaybetmeye başlamıştı. 1 Ekim 2012 tarihinde düzenlenen genel seçimleri kaybederek, görevini bırakmak zorunda kalan Saakaşvili hakkında Gürcistan’da açılmış pek çok dava var. Eski Cumhurbaşkanı, ülkesindeki davaların siyasi olduğunu ifade ediyor.

Avrupa İçerisinde Rakka Tiyatrosu Konusunda Endişe

0

İngiliz The Times isimli gazetesi, terör örgütlerinden PYD/PKK ile birlikte DEAŞ’ın Rakka kenti anlaşması sonucunda DEAŞ militanlarının Avrupa’ya yönelik saldırılar gerçekleştirmesi ihtimaline işaret ediyor.

İngiliz The Times gazetesi, terör örgütleri PYD/PKK ile DEAŞ’ın Rakka anlaşması neticesinde DEAŞ militanlarının Avrupa’ya yönelerek saldırılar yapması ihtimaline işaret etti.

İngiliz The Times gazetesi bugünkü haberinde, SDG ismini kullanan PYD/PKK’nın Rakka operasyonu sırasında DEAŞ ile yaptığı anlaşma kapsamında, yüzlerce DEAŞ üyesinin şehri terk ettiğini, bazılarının da Türkiye sınırına yöneldiğini ve yakalandığını yazdı.

Haberde, tahliye anlaşması sırasındaki hareketlenmeyi fırsat bilerek yüzlerce DEAŞ üyesiyle Türkiye’ye girmek isterken yakalanan 26 yaşındaki Saddam el Hamadi isimli bir siville yapılan röportajına yer verildi.

The Times’ın haberine göre, Hamadi, “YPG yakaladıklarını 10-15 gün tutuyor, sonra bırakıyor.” ifadesini kullandı.

Haberde ayrıca Hamadi’nin, Kilis’in Elbeyli beldesinin karşısında, Suriye tarafındaki Çobanbey beldesinde Türkiye’nin Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında destek verdiği askeri muhalif gruplarca yakalandığı yönündeki ifadeleri yer aldı.

The Times’ın haberinde, “(Hamadi’nin) İfadesi, Rakka’dan çıkmasına izin verilen DEAŞ savaşçılarının saldırılar yapmak üzere Avrupa’ya yöneldiği korkularını güçlendirdi.” denildi.

ABD’nin desteğini alan terör örgütü PYD/PKK, 17 Ekim’de DEAŞ’ın Suriye’deki kalesi Rakka kent merkezini ele geçirmişti.

DEAŞ, üyelerinin kenti tahliye etmesi için PYD/PKK ile anlaşma yapmıştı.

AA’nın 15 Ekim’de duyurduğu anlaşma neticesinde, PYD/PKK, DEAŞ’ın yerli terörist savaşçılarının güvenli şekilde kenti terk etmesine izin vermişti.

BBC’nin 14 Kasım tarihli haberinde de anlaşma kapsamında tahliye edilen DEAŞ üyelerinin yanlarında silah ve mühimmat götürmelerine izin verildiği, bazılarının Türkiye sınırına kadar ulaştığı iddia edilmişti.

Anlaşmanın yeniden gündeme gelmesi üzerine ABD Savunma Bakanlığı sözcülerinden Eric Pahon, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bunun parçası olmadıklarını ancak saygı duyduklarını bildirmişti.

Suriye’de bir süre PYD/PKK’nın paravan kuruluşu SDG’nin sözcülüğünü yaptıktan sonra bölgeden kaçan Talal Silo da AA muhabirine verdiği röportajda, sözde SDG genel komutanı YPG’li Şahin Cilo’nun kendisinden “basının karşısına geçip bir tiyatro” oynamasını istediğini söylemişti.

“Rakka, (PYD/PKK ile ABD’nin) DEAŞ’lıları anlaşarak tahliye ettikleri ilk yer değildi. Üçüncüsüydü.” diyen Silo, “tiyatro”yu şöyle anlatmıştı:

“Medya ekibi olarak ‘tiyatro’yu hazırladık. Oyuna göre, Rakkalı Arap aşiretlerinin girişimiyle 275 yerli DEAŞ’lı terörist SDG’ye teslim olmuştu. Karşılığında kentten sözde 3 bin 500 sivil çıkarılacaktı. (Aslında kimsenin teslim olmadığı) Bu tiyatroda, 275 kişinin varlığını göstermek için Ayn İsa kampından birilerini getirip koydular.”

Acun Ilıcalı SMS Konusunda Açıklama Yaptı

0

Özel bir tane televizyon kanalında yayınlanmakta olan ”Survivor” adlı yarışmada geçmiş olduğumuz sezon 1. olan Ogeday Girişken’in SMS oyları konusunda sahtecilik yapılmış olduğu iddia edildi.

İddia üzerine, SMS oylarını onaylayan noter Rabia Kaban hakkında soruşturma izni istendi. Programın sunucusu ve yapımcısı Acun Ilıcalı’dan açıklama geldi.

Sosyal medya hesabından sert bir açıklama yapan Ilıcalı şunları söyledi: Ne olmuş? Adamın biri sonuçtan memnun olmamış, şikayet etmiş… Yıllardır yetkili kurumlardan gelen oylama sonuçlarını noter tespit ediyor, biz de açıklıyoruz. Noterden daha güvenli bir kurum var mı? Bize hile yaptınız diyen iftiracıdır.

Madem oy adetlerini gösteren sonuçları görmek istiyorlar, onu da hemen paylaşırız. Biz kimsenin hakkını yemeden emeğimizle buralara geldik, isteyen her şeyi inceler, kimse namusumuza dil uzatamaz.

Deniz Baykal’ın Tedavisinin İbrahim Tatlıses’in Doktoru Tarafından Yapılacağı Açıklandı

0

Sağlık Bakanlığı’na ait olan uçak ambulansla Almanya’ya götürülmüş olan eski Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı görevindeki Deniz Baykal’ın tedavisi, Münih yakınlarında yer alan ”Berufsgenossenschaftliche Unfallklinik Murnau” adlı merkezde yapılacak.

Baykal’ın tedavisini, sanatçı İbrahim Tatlıses’in de hekimliğini yapan Dr. Marc Schaan yapacak.

 

Sağlık Bakanlığı yetkililerinden edinilen bilgiye göre, Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesi’nde tedavi gören Baykal, tedavisinin devamı için Almanya’ya götürülmek üzere bugün sabah saatlerinde ambulansla Esenboğa Havalimanı’na getirildi.

Bir doktor ve üç yardımcı sağlık personelinin bulunduğu Bakanlığa ait uçak ambulans Almanya’ya götürülen Baykal’a, eşi Olcay Baykal ile kızı Aslı Baykal da eşlik etti. Baykal’ı Almanya’da Türkiye’nin Münih Başkonsolosluğu yetkilileri karşıladı.

Baykal’ın tedavisi, Münih yakınlarındaki Berufsgenossenschaftliche Unfallklinik Murnau isimli merkezde gerçekleştirilecek. Baykal’ın tedavisini, sanatçı İbrahim Tatlıses’in de tedavisini üstlenen Dr. Schaan yapacak.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, bugün yaptığı açıklamada, Baykal’ın hastanelerinde yaklaşık 7 hafta süren tedavisinin tamamlandığını belirterek, sabah saat 06.00 civarında Almanya’ya gitmek üzere hastaneden uğurladıklarını ifade etmişti.

İbiş, çok kritik süreçler yaşandığını vurgulayarak, “Çok riskli anlar, günler geçirdik ama şükürler olsun ki bugün Deniz Bey iyi bir durumda hastanemizden çıktı. Deniz Bey’in bilinci tam açıktı, bilişsel fonksiyonları yerindeydi. Muhakemesi, konuşması tamdı, sol taraftaki kuvvet kaybı dışında durumu iyiydi. Bundan sonraki süreç, hastanemizde başlayan fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarının Almanya’da devamıyla, daha iyi bir durumda Türkiye’ye dönmesidir.” açıklamasını yapmıştı.