Ana sayfa Blog Sayfa 2

İBB’den İstanbul için yağış uyarısı

0

İstanbul’da şiddetli yağış bekleniyor.

Dün megakent için turuncu kodlu yağış uyarısı yapılmıştı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan konuyla ilgili bir açıklama geldi.

AKOM’da konuşan İmamoğlu, beklenen yağmurun tahmin edilen ölçüde etkili olmadığını söyledi.

Yağışın İstanbul’un doğusuna kaydığını belirten İmamoğlu, “Saat 15.00’e kadar İstanbul’da bu ihtimalin kapsamında, ama daha çok doğu ilçelerimizde, yani Şile, Pendik, Kartal, Tuzla hattında etkili olacağı öngörülüyor” dedi.

İmamoğlu, “İstanbul genelinde, şu anda tümüyle hazır olan 4 bin 625 personelimiz sahada. Bin 831 araç-ekipmanla birlikte de vatandaşlarımızın yaşayacağı zorluklara karşı hazırlıklarını yapmış bir biçimde bu sağanak yağışa karşı müdahaleyle ilgili çalışmalarını sürdürüyor” diye konuştu.

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya da dün Twitter hesabından yaptığı açıklamada, yağışların Anadolu yakasında ‘çok kuvvetli’ ve ‘yer yer şiddetli’ olacağını belirtmiş ve ani sel ve su baskınlarına karşı uyarmıştı.

AFAD ise vatandaşların cep telefonuna bir SMS göndererek uyarıda bulunmuştu. Uyarıda, “İstanbul’da Persembe ilk saatlerden itibaren çok kuvvetli yağış bekleniyor. Sel, yıldırım, dolu, hortum gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olun” denilmişti.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü ise İstanbul için turuncu kodlu uyarısı yapmış ve ani sel, su baskını, yıldırım, yerel dolu yağışı, kıyılarda hortum oluşma riski ve yağış anında kuvvetli rüzgar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli olunmasını istemişti.

Şimdi “Şanına Hayran” zamanı

0

Şimdi “Şanına Hayran” zamanı

Daha önce “Bumerang” ile müzik dünyasına giriş yapan Burak Er, ikinci single’ını tamamladı. Eserin mix ve yapım aşamasında -Tarkan, Harun Kolçak gibi isimlerle çalışan- Mehmet Uğur Memiş, Vega Stüdyoda gerçekleştirilen fotoğraf çekimlerinde ise -Tan Taşçı ve Nükhet Duru ile de çalışan- Hakan Ertürk yer aldı.  Genç popçunun “Bu kez, enerjisi yüksek ve hareketli bir şarkı” diyerek tarif ettiği “Şanına Hayran”, Mars Yapım etiketiyle digital platformlarda yerini aldı.

MEÜ Tıp fakültesine kuvöz hediye ettiler

0

2430. Bölge Mersin Kızkalesi Rotary Kulübü ve 3662. Bölge Jeju Gersung, Jeju Hanlan, Jeju Sara, Jeju Shindosi, , Jeju Ilchool, Jeju Tamla, Jeju Areum Güney Kore Kulüpleri,  “Küresel Bağış Projesi” kapsamında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Yenidoğan Bilim Dalına 35.000 $ değerinde, altı adet kuvöz bağışı gerçekleştirdi.

Mersin Üniversite Hastanesi Konferans Salonunda gerçekleşen bağış törenine Mersin Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet İsmail Yağcı, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Kaya, Mersin Üniversitesi Hastanesi Baş Hekimi Prof. Dr. Meltem Nass Duce, Rotary 2430. Bölge; Dönem Guvernörü Kemal Ketrez, Geçmiş Dönem Guvernörü Hakan Karaalioğlu, Gelecek Dönem Guvernörleri Emre Öztürk ve Kerem Muradi, Rotary Kulüpleri Başkan ve üyeleri ile sağlık çalışanları katıldı.

Koordinatörlüğünü ,Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr.Candan Öztürk’ün  yaptığı projede; söz alan Mersin Kızkalesi Rotary Kulübü Başkanı Ali Işınak, “Rotary kulüpleri tarafından organize edilen küresel bağış projeleri, uluslararası düzeyde tüm kulüplerin birlikte hareket ettikleri projelerdir. Bu proje ile, bölge çocuklarımızın sağlıklı bir gelecek için ihtiyaç duydukları tıbbi donanımlara katkıda bulunup binlerce yeni doğan bebeğin yaşama daha sıkı tutunacağına inanıyorum.” dedi.

Rotary 2430. Bölge Geçmiş Dönem Guvernörü Hakan Karaalioğlu, Kore Cumhuriyeti Büyükelçisi Won İk LEE ‘nin gönderdiği mektubunu okudu. Büyükelçi Won İk LEE mesajında, ‘’Dünyanın en büyük özel toplum hizmeti kulübü olan Rotary Kulüpleri arasındaki çeşitli işbirliği, iki ülke halkları arasındaki sevgi ve özel ilişkinin güzel bir örneğidir’’ diyerek teşekkür etti. Hakan Karaalioğlu daha sonra ‘’Türkiye’deki Küresel Bağış Projeleri’’ ile ilgili bilgi verdi.

2430. Bölge Guvernörü Kemal Ketrez ise, “Yeni doğan bebeklerimizi yaşama tutmak için gerçekleştirilen projede emeği geçen herkese teşekkür ederim.  Üniversitemize bu bağışı yapıyor olmaktan da büyük mutluluk duyuyorum’ diye konuştu.

Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necdet Kuyucu da, Üniversite Hastanesindeki yeni doğan bakım ünitesinin 27 yatak kapasitesi ile bölgemizin en önemli ünitelerinden birisi olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Kuyucu, “Ünitemiz ilimizde ve çevre illerde yüksek riskli hastaların kabul edildiği dördüncü düzey bir yoğun bakım ünitesidir. Bu tür yardımlar sayesinde hizmetlerimiz daha da ileriye gidecektir. Bizler de bu inançla çalışmaya devam edeceğiz.”dedı.

Hastaneye çok ciddi katkı sağlayacak teknik ekipmana sahip oldukları için mutlu olduklarını ifade eden Mersin Üniversite Hastanesi Baş Hekimi Prof. Dr. Meltem Nass Duce ise, “Gelen bu cihazlarla hizmetimiz aksamadan devam edecek. Şehirlerde hastanelere destek çok önemli, Bu nedenle ilgili anabilim dalı ve hastanemiz ile buradan hizmet alacak bebeklerimiz ve aileleri adına bağışta emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

Mersin Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet İsmail yağcı ise “Özellikle yeni doğan bebeklerimize böyle bir bağış yapılması takdire şayan. Üniversitemizin temel amacı hem Mersin’e hem Türkiye’ye hem de dünyaya hizmet vermek. Bu yüzden bu projede katkısı olan herkese teşekkür ediyorum. Kuvözlerin de personelimiz tarafından amacına uygun şekilde kullanılacağına inanıyorum.” dedi.

Nisanur OYAN, yaşanmış bir hikâye olan eseri “Gülfem ” hakkında merak edilenleri okurları için cevapladı.

0

Nisanur OYAN, yaşanmış bir hikâye olan eseri “Gülfem ” hakkında merak edilenleri okurları için cevapladı.

  1. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Merhaba. Ben Nisanur OYAN. Gülfem adlı kitabın yazarıyım. Kendimden bahsetmeden önce sizlerle buluşmak büyük mutluluk, bunu belirtmek isterim. Güzel işlerde başarılı olan herkesi yürekten tebrik ediyorum. Kendime gelecek olursam…  Küçük yaşta büyük kitabımız Kur’an-ı Kerim’ i hıfzetmeye başladım. Uzun bir yolculuktan sonra büyük başarı elde ettiğimi hala kendime inandıramasam da, yaşadığım mutluluk tarifsizdi Kur’an’ı Kerim’i ezber etmekle birlikte Arapça gramer dersleri ve okul derslerine devam ettim. Bunun yanında kitap okumayı çok seven biriyim. Yoğun ders temposundan biraz soluklanmak için ara verdiğimde hep kitap okurdum. Başımı yastığa koyduğumda illa ki bir kitap olur yanımda. Özellikle tarih kitaplarını daha çok seviyorum. Eski dönemin insanlarını tanımak benim için bugünü inşaa edebildiğim en önemli şey.  Kahve içmeyi çok severim, kitap okurken harika ikili oluyorlar. Onun dışında okçuluk eğitimleri aldım ve hafızlık eğitimi vermeye devam ediyorum aynı zamanda. Film izlemeyi, yazı yazmayı, dergi okumayı da severim. Ve insanları da gözlemlerim ki bunun bende kitap yazarken çok faydası olduğunu söyleyebilirim. Ailem ile vakit geçirmekten özellikle kuzenlerim ile birlikte olmaktan ayrı mutluluk duyarım. Buradan hepsine saygılarımı sunuyorum. Bana olan destekleri için ne kadar teşekkür etsem az.

  • Kendinizi ne zaman yazar olarak tanımlamaya başladınız?

Gülfem’i kitap halinde gördüğüm an desem. Abartmış olmam umarım. Aslında yazar olarak kendimi tanıtmak için belkide biraz erken olabilir mi bilmiyorum. Şu an ilk kitabım yayınlandı ve eserimin okurlar ile buluşması ayrı bir güzel. Okurlar tarafından takdir görüyorsa benim için en önemli olan budur. Takdir okuyucuların…

  • Türkiye’de ve dünyada en beğendiğiniz yazar / yazarlar kimler?

Olmaz olur mu? Hem de çok. En başta gelenler arasında tarih kitaplarından bahsedecek olursam Halil İnalcık, İlber Ortaylı, Ahmet Şimsirgil ve Tufan Gündüz hocalarımız. İbrahim Kafesoğlu’nu da unutmamak gerek. Şairlerden Özdemir Asaf, Cemal Süreya, Arif Nihat Asya, Mehmet Akif Ersoy, Necip Fazıl gibi isimler gelir. Rus klasiklerinden Fyodor  Dostoyevski, Lev Tolstoy, İvan Aleksandroviç Goncarov geliyor. Sır Arthur Conan doyle ‘nin Sherlock Holmes kitaplarını severek okuyorum. Türk romanlardan ise Ahmet Günbay yıldız, Şule Yüksel şenler, Kıyamoğlu Sancaktar geliyor. Bunların yanında da Mevlana, Baki, Eşrefoğlu Rumi , İbn-i Haldun ,ve İbn-i Sina, Farabi Şeyh Galip gibi şahsiyetler geliyor.

  • İlk kitabınızı bastırmayı ne zaman düşündünüz?

İlk kitabıma başlamayı aslında pek cesaret edememiştim. Küçüklüğümden beridir hayalini kurduğum bir şeydi kitap yazmak. Ancak şartlar olgunlaşması gerekiyormuş ki bu güne nasip oldu. Acaba nasıl bir şey olacak diye düşünürken bugün kitabın okurlar ile buluşması, tarifsiz duygu. Bende ki cesaret belkide bu denli okuduğum kitaplardan etkilendiğim her konudan ve yazarların duygusundan aldığım cesaret olabilir.

  • Ne tür okuyucu kitlesine hitap ediyorsunuz?

Gülfem bir kadın karakter ve kadınlara yönelik şiddetin acı gerçeğini anlatan bir hikâye. Ama sadece biz kadınlar değil, her yaş gurubunun okuyabilecek olduğu bir kitap Gülfem

  • Kitabınızın teması nedir?

Zor şartlar altında yaşamış bir kadın. Kocasından şiddet gören, çalkantılı bir hayatı olan kadın. Kaybettiği çocuklarının hasreti ile yüreği yanan bir anne. Ama güçlü bir anne. Ve hayatta kalan oğulları için mücadele eden, asla vazgeçmeyen ve sonunda yaşamak istediği hayatı yaşayan bir kadın. Gerçek hayattan esinlenerek yazdığım bir hikâyenin kahramanı Gülfem. Yazarken ağlayıp, beni çok etkileyen bir hayat hikâyesi.

  • İlham kaynağınız nedir?

İlham kaynağım Oğuz Atay. Ve okuduğum diğer kitaplarım. Okuduğum her metinin bende uyandırdığı hislerden yola çıkarak ulaştığım her liman.  Yaşadığım her olay, hayattan aldığım dersler ve tecrübeler en büyük ilham kaynağım. Özellikle de ailem. Ve Allah’ın bana bahsettiği güzel nimetleri. Ne kadar şükretsek az. Allah sabredenlerle beraberdir ayeti ise ilhamın en büyüğüdür.

Sizler ile yaptığımız bu röportaj için çok teşekkür ederim. Okurlarıma, beni destekleyen aileme, kuzenlerimle, anneme ve babama özellikle de kız kardeşime teşekkür ederim. Birlikte Gülfem’i bu günlere getirdiğimiz için de ayrıca sizlere teşekkürü borç bilirim.

MEHMET EMİN DOĞAN KİMDİR?

0
  1. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Cevap: Merhabalar ben Mehmet Emin Doğan. 19 yaşındayım ve aslen Şanlıurfalıyım. İnsanın en tuhaf olduğu bir kişilik yapısına sahibim. Kitabımı okuduğunuzda bu tuhaflığı siz de fark edeceksiniz.

  • Kendinizi ne zaman yazar olarak tanımlamaya başladınız?

   Cevap: Gerçekte ben hiçbir zaman yazar olmayı düşünmedim. Ama beni Türkiye şartları bu hâle getirdi. Ekonominin kötüye gitmesiyle kenidmi yazar olarak tanımlamya başladım.

  • Türkiye’de ve dünyada en beğendiğiniz yazar / yazarlar kimler?

 Cevap: Aslında ben yabancı yazarları çok okumuyorum. Nedeni? Kitabın içindeki duygu bağını çok hissetmediğim için. Türkiye’de en çok beğendiğim yazarlar ise: Miraç Çağrı Aktaş ve Sabahattin Ali.

  • İlk kitabınızı bastırmayı ne zaman düşündünüz?

Cevap: Kendimi yanlız hissettiğim an ve insanların hiç umrunda olmadığım an.

  • Ne tür okuyucu kitlesine hitap ediyorsunuz?

Cevap: Çocuklara ve gençlere.

  • Kitabınızın teması nedir?

Cevap: Dostluk, arkadaşlık, güven ve en önemlisi mücadele. Not: bir de Allah’ın her daima yanımızda olduğu.

  • İlham kaynağınız nedir?

Cevap: Okuduğum kitaplar ve kafamın içindekiler.

  • Okurlar eserinize nereden ulaşabilir?

Cevap: RİTİM SANAT YAYINLARI  sitesini girerek; 12. Sınıfa Giden Bir Gencin Hayat Hikayesi’ne ulaşabilir.

Çin’de yeni virüs alarmı

0

Bilim insanları, şimdiye kadar bildirilen onlarca vakasının ortaya çıkması nedeniyle, Çin’de yeni tanımlanan bir virüsü izlemeye başladıklarını duyurdu.

Yeni Langya henipavirus (LayV) ilk olarak ülkenin kuzeydoğusundaki Shandong ve Henan eyaletlerinde 2018’in sonlarında tespit edildi, ancak araştırmacıları tarafından geçen hafta resmi olarak tanımlandı.

Diğer taraftan, Langya henipavirus (LayV) virüsünün insanlarda virüs ateş, yorgunluk, öksürük, iştahsızlık ve kas ağrıları gibi semptomlara neden olduğu belirtildi. Araştırmacılar, virüsle enfekte olan tüm insanların yüksek ateşi olduğunu söyledi. Çalışmanın yazarları virüsün, 35 kişiden 26’sında bulunan tek potansiyel patojen olduğunu açıkladı.

Araştırmacıların bildirdiğine göre LayV’den bugüne kadar herhangi bir ölüm yaşanmadı. Çalışmanın ortak yazarı Duke-NUS Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Wang Linfa, LayV vakalarının şu ana kadar “ölümcül veya çok ciddi” olmadığını ve “panik yapmaya gerek olmadığını” söyledi.

Araştırmacılar, “15 yakın temaslı aile üyesine sahip dokuz hastanın temaslı takibi, yakın temaslı LayV bulaşmasını ortaya çıkarmadı, ancak örneklem büyüklüğümüz insandan insana bulaşma durumunu belirlemek için çok küçüktü” dedi.

Bilim insanları, ayrıca LayV genomunu sıraladı ve bunun Hendra virüsü ve Nipah virüsünü de içeren zoonotik RNA virüslerinin bir kategorisi olan bir henipavirüs olduğunu belirledi.

Atları ve insanları etkileyen ve Avustralya kökenli olan Hendra virüsü ve Güneydoğu Asya’da hastalık salgınlarına neden olan Nipah virüsü, yüksek ölüm oranlarıyla ilişkilendirildi. LayV’nin en çok Çin’in güneyinde keşfedilen Mojiang virüsü ile yakından ilişkili olduğu aktarıldı.

Sakarya’da deniz yasağı

0

Sakarya’nın Karadeniz’e sahili olan Karasu, Kocaali ve Kaynarca ilçelerinde elverişsiz hava şartları nedeniyle denize girilmesine izin verilmiyor.

Karasu, Kocaali ve Kaynarca ilçelerinin sahil kesimlerinde sabah saatlerinden itibaren şiddetli rüzgar ve yoğun dalga etkili oluyor.

Sahillerde görev yapan Büyükşehir Belediyesi cankurtaran ekipleri, 3 ilçenin kaymakamlıklarınca alınan karar gereği vatandaşların denize girmelerine müsaade etmiyor.

CANSU EFE KİMDİR?

0

Cansu Efe 1987 İstanbul doğumludur.
İlköğretimini İstanbul, orta ve lise öğrenimini Antalya/ Kemer’de tamamlamıştır. Çalışma Ekonomisi ve Endüstri ilişkiler mezunudur. 10 yıl özel bir Bankada şube portföy yönetmenliği yapmıştır. Şu sıralar Anne çocuk, seyahat, moda üzerine İnfluencer ve Blogger’lık yapmakta aynı zamanda Baby&You dergisinde köşe yazmaktadır. Evli ve İki çocuk annesidir .

Türkiye’de en güvenilir influencer denildiğinde ilk akla gelen isimlerden biri olan Cansu Efe, deneyimlemediği bir ürünü ya da güvenmediği bir markayı kesinlikle takipçileri ile paylaşmamakta , tavsiye etmemektedir. En sevdiği kategori makyaj,cilt bakımı ve giyimdir. Binlerce kişiye erişen ve onların üzerinde ciddi bir etkisi olan,etkileşimi güçlü ve uzun yıllardır influencerlık mesleği daha ortada yokken, hiç bir beklentisi olmadan sadece sevdiği ve deneyimlediği ürünleri, çocukları ile yaptığı aktiviteleri , farklı yemek/tatlı tarifleri ve sofra sunumlarını, kıyafetlerini, aksesuarlarını, seyahatlerini paylaşarak birçok kişinin beğenisi almıştır.

Araştırmacı yazar Hüseyin Demir, Şahsi çıkarlar için kurulan dernekleri topa tuttu.

0

Araştırmacı yazar Hüseyin Demir, Şahsi çıkarlar için kurulan dernekleri topa tuttu.

Ankara/Sivil toplum Gazetesi

Araştırmacı yazar Hüseyin Demir, İl ve ilçeler: ‘Kartvizit başkanlar ve hiçbir kanaati olmayan! Kanaat önderlerinden’ geçilmediğini vurgulandığı ‘Kartvizit Başkanlar’ yazısında, Şahsi çıkarlar için kurulan dernekleri topa tuttu.

Araştırmacı yazar Hüseyin Demir, Türkiye’nin 81 il ve 911 İlçe ’sinde birçok sosyal konuda, milletin bir yarasına merhem olma gibi ulvi bir görev yürüten, gerçek sivil toplum kuruluşlarının baş belası haline dönüşen, gerçek dernekleri itibarsızlaştıran ve daha fazla faaliyet yürütmelerinin önündeki en büyük engellerden biri haline dönüşen sahte dernekler ve kendini dernek başkanı olarak gösteren sahtekarların foyasını ortaya koydu.

Bulunduğu şehre ve şehirdeki insanlara hiçbir faydası olmadığı gibi kamu kurum ve kuruluşlarında, devlet bürokrasine, siyasi makamlardaki kişilere kendini dernek başkanı olarak ifade etmek için dernek kuranları,

 Seçimlerde medya demeçleri ile siyasi algılar için dernek kuranları,

Özellikle milletvekili, belediye başkanı aday adayı olma işlemlerinde siyasi parti yetkilerine, kendini sivil toplum kuruluşu başkanı olarak tanıtma aracı olarak dernek kuranları,

Ayrıca millette hiçbir karşılığı olmaması bir yana kendi ailesinde bile hiçbir itibarı olmadığı halde kendini hiçbir kanaati olmadığı halde kanaat öneri, şehrin ileri geleni, aşiret lideri olarak tanıtan sahtekârları,

İl ve ilçeler: ‘Kartvizit başkanlar ve hiçbir kanaati olmayan! Kanaat önderlerinden’ geçilmediğini vurgulandığı ‘Kartvizit Başkanlar’ yazısında, topa tuttu.

Araştırmacı yazar Hüseyin Demir, kaymakam arkadaşının sahte dernek başkanları, kanaat önderleri, aşiret liderleri ve kendini şehrin ileri geleni olarak tanıtma suretiyle randevu talebinde bulunan sahtekârlar ile yaşadığı olayları ‘Kartvizit Başkanlar’ başlılığıyla köşesine taşıdı.

Yazı linki:

http://www.dogubayazitgazetesi.com/kose-yazilari/kartvizit_baskanlar-1039.html

Burak Kalfa Kimdir?

0

Aslen Muşlu olan muaviz Burak Kalfa 1986 Aralık ayının 24’ünde İstanbul Yeşilköy’de dünyaya geldi, hala bekar olmakta ilk olarak ilk öğrenimini Fatih kolejinde daha sonra lise dönemini Amerika’da Regist kolejinde okuyup üniversiteyi Beykent üniversitesi dış ticaret bölümünde tamamlamıştır. 6 kardeş olan Burak Kalfa ilk olarak 2005 de Kalfa grubu kurmuştur iş hayatında bir çok başarı elde etmiştir ilk olarak omotiv sektöründe daha sonra inşaat ve daha sonra kendi yaptığı cihazlara patent alıp dünyanın bir çok ülkesine ihracat yapmıştır 2020 de Türkiye de ihracat rekortmeni olmuştur bunun yanı sıra İnstagram Facebook gibi sosyal mecralarda içerik üretmiştir, yaşadığı aşklar ne giysem yakışır Tuğba çiğdem daha sonra manken çağla Şikel Ebru polat ve son olarak 2022 nisan ayında sanatçı Ferdi tayfurun kızı sanatçı Tuğçe tayfurla nişanlanmıştır bu ülke de çok ses getirmiştir ve bir çok haber siteleri yayın yapmıştır kariyerine kaldığı yerden Kalfa grup olarak devam etmektedir